banner57

ÇEKİRDEK ENFLASYON MERKEZ’İ ÜZECEK

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 98. Ekonomik Görünüm Raporu’nda, 2014 Mayıs ayı dış ticaret verileri, 2013 illere göre işgücü ve istihdam rakamları ile 2014 Haziran ayı enflasyon verileri değerlendirildi.

ÇEKİRDEK ENFLASYON MERKEZ’İ ÜZECEK

Rapor hakkında değerlendirmede bulunan CHP Tekirdağ Milletvekili Faiz Öztrak, Merkez Bankası’nın faiz kararlarını alırken yakından izlediği çekirdek enflasyon verilerinde Haziran ayında görülen artışın kaygı verici olduğu belirtti. Öztrak’a göre her iki çekirdek enflasyon göstergesinin de düşüş eğilimine girmemesi Hükümetin ‘Faiz indir’ baskısı karşısında Banka’nın işini güçleştiriyor. Banka, enflasyondaki bu tabloya rağmen baskıya direnmeyip faiz indirimi yaparsa, TCMB’nin kredibilite açığı daha da artacak.
 
Rapora göre 2014’ün ilk 5 ayında dış ticaret açığı, geçen yılın aynı dönemine göre 10,5 milyar dolar azalarak 31,6 milyar dolar oldu. CHP’nin ekonomi raporu ile ilgili açıklamada bulunan Tekirdağ Milletvekili Öztrak’a göre bu azalışın yarısından fazlası (Yaklaşık 6 milyar doları) net altın ticaretindeki düzelmeden kaynaklanıyor. Geçen yılın ilk 5 ayında 5,2 milyar dolar açık veren net altın ticareti bu yılın aynı döneminde 715 milyon dolar fazla verdi. Altın ticaretindeki dengenin düzelmesinin nedeni ise altın ithalatının geçen yıla göre belirgin bir yavaşlama göstermesi.
 DIŞ TİCARET AÇIĞINA ALTIN DOKUNUŞ
CHP’nin raporuna göre Türkiye, 2013’ün ilk beş ayında dışarıdan 7,4 milyar dolar tutarında altın ithal etti. Bu yılın aynı döneminde ise altın ithalatı 1,9 milyar dolarda kaldı. İthalattaki  5,7 milyar dolarlık gerileme Türkiye’nin toplam ithalat rakamlarını da etkileyerek dış ticaret açığındaki düzelmede etkili oldu. Yılın ilk beş ayında altın hariç ithalat neredeyse geçen seneki seviyesinde kalırken altın dahil edildiğinde toplam ithalat aynı dönemde yüzde 5,6 geriledi.
AK KOYUN KARA KOYUN, TEMMUZ’DA BELLİ OLACAK
Altın ticaretinin bu yıl da dış ticaret dengesi üzerinde parazit yaratmaya devam ettiğinin belirtildiği raporda, “2012’de İran’a doğalgaz karşılığı altın ödemesi ile başlayan bu sıkıntının 2014’de halen devam ettiği anlaşılıyor” denildi. Tüm verilerin dış ticaret dengesindeki düzelmeye “net altın ticaretinin” önemli katkı yaptığını gösterdiğinin kaydedildiği raporda, “Ancak altın ticaretinden kaynaklanan bu katkının artık sonuna yaklaşıyoruz. Geçen senenin Temmuz ayına kadar, olağanüstü miktarda altın ithalatının yapıldığı düşünüldüğünde; 12 aylık dış ticaret dengesine ‘net altın ticaretinden’ gelecek katkı Haziran’dan sonra ortadan kalkacak” değerlendirmesinde bulunuldu.
 TL’DE SUNİ DEĞERLENME DIŞ TİCARETE AÇIK SEKTÖRLERİ VURABİLİR
Nisan’dan itibaren TL’de yeniden reel değerlenme eğiliminin başladığına dikkat çekilen raporda, “Bunun önümüzdeki dönemde de devam etmesi dış ticarete açık sektörlerimizin rekabet gücünün bir kez daha suni biçimde baskılanması anlamına gelir. Hükümetin mutlak surette bu hususa dikkat etmesi gerekiyor. 2006, 2009 ve 2011’de TL’deki reel değer kayıplarından gelen rekabet gücünü koruyamayan ve TL’nin suni biçimde değerlenmesine göz yuman hükümetin bir kez daha aynı hatayı tekrarlamasının bedeli bu sefer daha ağır olabilir” uyarısında bulunuldu.
 
IRAK’TA BİR AYDA 252 MİLYON DOLARLIK İHRACAT KAYBI
Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin Haziran ayı ihracat verilerine de değinilen raporda, Irak’a yapılan ihracatın Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,2 gerileyerek 726,7 milyon dolar olduğu belirtilerek, “Haziran’da Irak’a yapılan ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,2 gerileyerek 726,7 milyon dolar oldu. Geçtiğimiz yılın eğilimleri ile bakıldığında tek bir ayda ihracattaki kaybın 252 milyon dolar olduğu anlaşılıyor” denildi. Haziran ayına kadar Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ikinci ülke olan Irak’ın bu aydan itibaren yerini İngiltere’ye bırakarak üçüncülüğe düştüğünün hatırlatıldığı raporda, “Irak’ta yaşananlar nedeniyle Haziran’da yaşanan kayıplar olmasaydı bu yılın ilk yarısında, geçen yılın aynı dönemine göre, ihracatımızın yüzde 6,9 artabileceği anlaşılıyor. Oysa aynı dönemde gerçekleşenihracat artışı yüzde 6,5 oldu” değerlendirmesinde bulunuldu. Raporda, “Tüm bu nedenlerle dış ticarete açık sektörlerimizin rekabet gücünü suni biçimde aşındırmayacak, dış ticaret açığımızı frenleyecek, net ihracattan büyümeye gelecek katkıyı artıracak kur seviyelerini korumak bugün her zamankinden daha önemli hale gelmiş durumda.  Umalım ki Hükümet bunun öneminin farkına varabilsin” denildi.
 DİYARBAKIR VE ŞANLIURFA’DA İŞSİZLİK KATLANDI
TÜİK’in açıkladığı 2013 için illere göre işgücü ve istihdama ilişkin rakamlarına da değinilen raporda, işsizliğin en yüksek olduğu ilin yüzde 23,4 ile Batman, işsizliğin en fazla arttığı ilin ise Diyarbakır olduğu ifade edildi. Rapora göre Diyarbakır’da 2011’de yüzde 8,6, 2012’de yüzde 7,3 olan işsizlik oranı, 2013’te 11.4 puan birden artarak yüzde 18,7’ye çıktı. Şanlıurfa’da da tablo benzer. Şanlıurfa’da, 2011 yılında yüzde 8, 2012 yılında yüzde 6,2 olan işsizlik, 2013 yılında yüzde 16,3 oldu. CHP’nin raporunda Diyarbakır ve Şanlıurfa’da işsizliğin bu kadar belirgin artışının ardında, işgücüne katılımdaki olağanüstü artışın etkili olduğu, bu artışların yöntem değişikliğinden kaynaklanmış olabileceği ifade edilerek, “Ancak yöntem değişmiş olsa bile sorunun yeni yöntemden çok, eski yöntemde olması daha büyük ihtimal olarak görünüyor” denildi.
SURİYE’DEN GELENLER İŞSİZLİĞİ ARTIRDI
Güneydoğu’da işsizliğin, Suriye’den gelen yoğun göç akımıyla daha da arttığının belirtildiği raporda, “Hükümete göre Suriye’den Türkiye’ye gelen göçmenlerin sayısı 1 milyon 50 bin civarında. Son dönemde kontroller sıkılaştırılmış olsa da ‘açık kapı politikası’ nedeniyle resmi rakamdan çok daha fazla bir mültecinin ülkemizde ikamet etmesi olası” değerlendirmesinde bulunuldu.
 DOĞU VE GÜNEYDOĞU’YA YENİ BİR KALKINMA PLANI GEREKİYOR
Raporda, rakamların işsizliğin Güneydoğu Anadolu bölgesinde çok daha ağır yaşandığını gösterdiği belirtilerek, “Doğu ve Güneydoğu bölgesi için ayrı kalkınma programının yürürlüğe konması aciliyetini koruyor. Özelikle tarım-gıda ve emek yoğun sanayi sektörümüzün bu bölgeye mobilize edilmesini sağlayacak strateji ve politikalara büyük ihtiyaç var” ifadeleri kullanıldı.
 YILLIK ENFLASYON İLK YARIDA AŞILDI
Raporda, Haziran ayı enflasyon rakamları da değerlendirildi. Haziran’da tüketici fiyatlarında yüzde 0,02 düşüş beklenirken yüzde 0,31 artış kaydedildiğinin hatırlatıldığı raporda, “Yılın ilk altı ayında tüketici enflasyonu yüzde 5,7 olurken; 12 aylık enflasyon yüzde 9,2 olarak gerçekleşti. Hükümetin enflasyon hedefinin 2014’ün tamamında % 5,3 olduğu dikkate alındığında, yılın yarısında hedefin aşıldığı görülüyor” denildi.
 YÜKLÜ ENERJİ ZAMMI YOLDA
Üretici fiyatlarının da incelendiği raporda, Haziran’da 12 aylık üretici fiyatlarındaki artışın yüzde 9,8 olduğu belirtilerek, “Burada önemli husus enerji fiyatları. Hükümet’in Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar enerji zamlarını ertelediği biliniyor. Enerji bakanının sürekli maliyet artışına vurgu yapması da yüklü bir enerji zammının yolda olduğunu gösteriyor. Sonbaharda gelecek enerji zamları hem üretici hem de tüketici fiyatlarında ciddi bir baskı yaratacaktır” değerlendirmesinde bulunuldu.
ÇEKİRDEK ENFLASYON MERKEZ’İ ÜZECEK  
Raporda, temel fiyat hareketlerini gösteren çekirdek enflasyon göstergelerinin de sıkıntılı bir tablo çizdiği ifade edildi. Buna göre Haziran’da 9 çekirdek fiyat endeksinden 6’sındaki artış tüketici fiyatlarındaki artıştan fazla. Merkez Bankası’nın faiz kararlarını alırken yakından izlediği “H” ve “I”  endekslerindeki artışlarda kaygı verici düzeyde. Haziran’da “H çekirdek enflasyon göstergesi” yüzde 0,43 artarken, “I çekirdek enflasyon göstergesi” yüzde 0,31 artış gösterdi. 12 aylık “H ve I çekirdek” enflasyonu sırasıyla yüzde 10,2 ve yüzde 9,7 olarak gerçekleşti. Her iki çekirdek enflasyon göstergesi de henüz düşüş eğilimine girmedi. Çekirdek enflasyondaki gelişmeler Haziran ve Temmuz ayları için baz etkisine güvenen TCMB için de rahatlatıcı değil. Hükümetin Merkez Bankası üzerinde artan “faiz indir” baskısı karşısında, enflasyon rakamlarıyla Banka’nın işini güçleştiriyor. Enflasyon beklentiler de gerçekleşmeler de faiz indirmek için TCMB’nin elini rahatlatmıyor.
TCMB’NİN KREDİBİLİTE AÇIĞI ARTIYOR
Raporda, enflasyondaki bu tabloya rağmen Hükümet baskısıyla faiz indirimi yapılmasının “TCMB’nin kredibilite açığını” daha da artıracağı vurgulanarak, “Bunun anlamı Türkiye’nin risk priminin daha da artmasıdır. Artan risk priminin faizler üzerinde olumlu bir etki yaratmayacağı ise bilinmektedir. Hükümet esasen TCMB üzerinden ekonomide kurallılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik adına atılmış tüm adımları ortadan kaldırmaya hazırlandığının işaretlerini vermektedir. Bunlar, Hükümetin seçimler öncesinde siyasi rant devşirmeye yönelik bir hamlesiyse bu girişimlerin ekonomiye çıkaracağı faturayı da dikkate almaları gerekir. Yok eğer Hükümet ekonomide kurallılık ve şeffaflık adına atılmış adımları gerçekten ortadan kaldırmak istiyorsa bunu vakit geçirmeden yapmalı ve sonuçlarıyla da biran önce yüzleşmelidir” ifadelerine yer verildi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.