banner57

Çocuklar okula nasıl hazırlanmalı?

Çocuğun hayatı tanıması, kendi ayakları üzerinde durabilmesi, bir meslek sahibi olabilmesi için okul büyük önem taşıyor. Bu nedenle okul öncesinde çocuk, ailesi tarafından gireceği ortama hazırlanmalı, alıştırılmalıdır.

Çocuklar okula nasıl hazırlanmalı?

Aileler bu kurumları kendi verdikleri eğitimin yanında onlara yardımcı olan bir yer olarak görmeli. “Benden bu kadar bu yaştan sonra eti de sizin kemiği de sizin!” dememeli. Çünkü böyle bir durumda çocuğun başarısız olması kaçınılmazdır. Bu nedenle öğrenci, okulu sadece bir sorgulama yeri ve sene sonunda alınan karne notları olarak algılar. Eğitime ve okula “Notumu alırım, ailemin dilinden kurtulurum!” nazarıyla bakmak kalıcı başarı getirmiyor.
Bundan dolayı hangi seviyede olursa olsun her eğitim-öğretim dönemi başında öğrenci sanki ilk defa okula başlıyormuş gibi heyecan yaşamalı, alacağı notların değil, “bilgilerin” hayatı boyunca çok işe yarayacağını bilmeli. Bu bakış açısı kazanıldığında öğrencinin başarılı olması kaçınılmazdır. Çocuğun okula alışmasında, sorumluluğunu bilerek devam etmesinde ailenin destek olması çok önemlidir.
Uyum sürecine dikkat!
Özellikle ilköğretime yeni başlayan, 8. sınıftan sonra okul değiştiren ve ortaöğretimi bitirip bir üniversiteye başlayan öğrencilerin bir uyum süreci vardır. Bu uyum süreci eğer iyi geçmezse okul, öğrenci ve ailesi için çekilmez bir hâl alır. Milli Eğitim Bakanlığı bu nedenle bu öğretim yılında ilk defa bir uygulamaya imza attı. İlköğretime yeni başlayan çocuklara okulların kapıları bir hafta öncesinden açıldı. Bundaki amaç, öğrenci ve velileri okula hazırlamak ve uyum sürecini kolaylaştırmak. Burada sadece öğrencinin alışması değil velinin de çocuğunu emanet edeceği yerle ilgili bilgi sahibi olması ve okulu ikinci bir evi gibi görmesi hedefleniyordu. Çocuk bu yıllarda okulu ne kadar severse, eğitim hayatı boyunca öyle hisseder. ‘Bugün gitmek istemiyorsan okula gitme’ tarzı bir davranış doğru değil.
Ders çalışmak için en uygun vakit ne zamandır?
Ders çalışmak için en iyi vaktin ne olduğu, kişiden kişiye değişir. Fakat günün belirli vakitleri diğer saatlere göre daha verimlidir. Örneğin zihnin açık olduğu sabah vakitleri, öğlenin bir kısmı, akşamın belirli saatleri daha kolay öğrenilebilen zamanlardır. Yine yatmadan önce tekrar edilen bilgiler uyku esnasında unutma azaldığı için daha kalıcıdır. Her öğrencinin ders çalışma alışkanlığı farklı olduğu gibi zamanları da farklıdır. Ders çalışmayı şu zaman, bu zaman diye ertelemek doğru değildir. Önce belirli bir program yapılmalı ve ona uygun hareket edilmelidir. Bazı eksiklikler, aksaklıklar olsa da programın dışına kesinlikle çıkılmamalıdır.
Nasıl ders çalışılmalı?
Eğitim uzmanları, ders çalışmanın püf noktalarından en önemlisinin doğru ders çalışma alışkanlığını kazanabilmek olduğunu belirtiyor. Buna göre, doğru ders çalışma alışkanlığını kazanmak önce öğrencinin kendisini iyi tanımasına, öğretmeninin ve ailesinin de ona yardımcı olmasına bağlıdır. Öğrenci ders çalışmaya başlamadan önce dersi ne kadar iyi dinlediğini ve anlayıp anlamadığını düşünmelidir. Eğer olumsuz bir tutumu varsa sorununu araştırmalı çözüm yolları bulmalıdır. Ders çalışmasını, hedefleriyle doğru oranda artırmalıdır. Öğrencinin kendisine özgüveninin olması da ders çalışmasını kolaylaştıran bir diğer etkendir. Kişi ne kadar yapabileceğine inanırsa o kadar çok çalışacak ve başarılı olacaktır. Ders çalışma alışkanlığı öğrenciden öğrenciye farklılık gösterir her öğrenci kendisi için en verimli metodu deneyerek öğrenmelidir. Ders çalışma metotları sayısal derslerde farklı, sözellerde farklı olmalıdır.
Çalışma ortamı nasıl olmalı?
Bireyin başarılı olmasında çalışma ortamının etkisi büyüktür. Ortam kişiyi çalışmaya itecek psikolojik ve fiziksel nitelikler taşımalı. Çalışma ortamı aydınlık ve yeterli ısıya sahip olmalıdır. Odanın tertipli ve düzenli olması, ders çalışma planının görülebilecek bir yerde asılı bulunması gerekir.
Ortamın havalandırılması bireyin zevkle çalışmasını sağlayacaktır.
Masa başında ders çalışmaya başlama, öğrenciyi daha kısa sürede motive eder. Çalışma masası odanın en güzel yerine konmalıdır. Oturulan sandalye de çalışmaya uygun olmalıdır.
Çalışma odasına asılan afiş ve posterlerin öğrenciyi çalışmadan alıkoyan nitelikte olmaması gerekir. Öğrenci, kendisini çalışmaya yöneltecek sloganlar üretebilir.
Rahatlatıcı pratik tavsiyeler
Bir bardak su için ve çalışma masanızda bir bardak su bulundurun. Ara sıra ayağa kalkarak gerilin, bir iki dakika basit bedensel hareketler yapın. Bir sonraki çalışmanızı zihninizde canlandırın.
Dinlenme süresini sizi rahatlatacak bir müzik dinleyerek geçirin. Gözlerinizi rahatlatacak göz egzersizleri yapın.
Nefes egzersizlerini yapmayı ihmal etmeyin.
İşaret ve başparmağınızla alnınıza masaj yapın, hayalinizde en sevdiğiniz yerde olduğunuzu düşünün.
Aileler çocuklarına nasıl destek olmalıdır?
Eğitimin vazgeçilmez taşlarından olan aileler, hayat boyu çocukların yanında nasıl oluyorsa eğitim boyunca da yanlarında olmalıdır. “Ben ilkokul mezunuyum, ben lise mezunuyum, bizim zamanımızda böyle dersler yoktu.” gibi laflarla öğrencinin yanında yer almamak çok yanlıştır. Öğrenciler, aileleri bir tehdit unsuru değil bir destekçi olarak görmelidir. Aksi halde öğrenci yalana başvurabilir. Okul hayatı hep sınavlarla doludur. Sınavlar öğrenilen bilgilerin öğrenilme derecesini ölçer. Bu değerler bize öğrenilen bilgiler hakkında fikir verir. Burada bir sıkıntı varsa öğrencinin çalışma alışkanlıkları gözden geçirilmelidir.
Ergenlik döneminde nasıl davranılmalı?
Uzmanlar, ergenlik sürecinin bazı aileler için sancılı bir dönem olduğunu ifade ederek, “Bu dönemde gençler kendileri ve gelecekleri ile ilgili kaygılar yaşarken bir taraftan da otoriteyi temsil eden kişilerle sorunlar yaşayabilir.” diyerek şu noktalara dikkat çekiyorlar: “Aileler öncelikle şunu bilmeliler ki bu dönemde ergenlere zorla yaptırılmaya çalışılacak şeyler genellikle olumsuz sonuçlanacaktır. Buna eğitimle ilgili kararlarda dâhildir. Örneğin ders seçimi, alan belirleme, meslek seçimi, ders çalışma gibi konularda sık sık sorunlar yaşanır ve aileler genellikle bu sorunlar karşısında çaresizlik yaşarlar. Aileler çocuklarına anlatmak istediklerini mümkünse gencin sevdiği ve kendisine model olarak gördüğü kişilerin yardımıyla aktarmalıdır.”
Başarısızlıklara karşı tepki nasıl olmalı?
Başarısızlık bir sonuçtur. Bu sonucun ortaya çıkmasına sebep olan nedenler vardır. Bu nedenleri araştırmadan verilecek tepkiler muhtemelen başarısızlığı artıracak veya devamlı hale getirecektir. Aileler okulla ilgili başarısızlıklarda tepkisel davranmak yerine önce bunun nedenlerini araştırmalı; Öğrencinin kendine güveni ile ilgili sorunları mı var?
Okulla veya aile ile ilgili kaygı ve korku yaşamakta mı?
Öğretmeni ile ilişkilerinde sorunlar var mı?
Bedeni veya zihni bozukluklar olabilir mi?
Dikkat veya motivasyon eksikliği gibi durumlar olabilir mi? gibi nedenlerin varlığı sorgulanmalı, gerekirse öğretmenden veya bir eğitim uzmanından destek istenmelidir.
Öğrenme güçlükleri nasıl aşılabilir?
Öğrenme güçlüğü, çocuğun herhangi bir nörolojik bozukluğa bağlı olmaksızın okul becerilerindeki bozukluktur. Bazı çocukların dikkat süreleri azdır, dikkatleri dağınıktır. Düşünce, duygu ve davranışlarını yeterli derecede denetleyemezler, düşünmeden harekete geçebilir. Sabırsız, tez canlı, fevri, heyecanlı olabilirler. Zekâları yaşıtlarından daha ileride ya da daha geride değildir. Ancak kapasitelerinin altında akademik başarı gösterirler. Motivasyonları çok düşüktür. Ders çalışmak onlar için çoğu kez işkenceye dönüşür. Bazılarında el becerileri, yaşıtlarına göre daha az gelişmiştir. Örneğin yazıları bozuk, sakarlıkları daha çoktur. Bazılarında karşı gelme, davranış sorunları ve dikkat eksikliği veya hiperaktivite bozukluğu görülebilir.
Belirtiler ne zaman ortaya çıkar?
1- Çoğunlukla okula başlamasıyla ortaya çıkar.
2- İlkokulun ilk senesinde öğrenme sorunları ile dikkati çekerler.
3- Öğretmen çocukta zekâ geriliği olduğundan şüphelenebilir, ancak bu bozukluğun zekâ ile hiçbir ilgisi yoktur.
Öğrenme güçlüğüne karşı ne yapılabilir?
Aile ve öğretmen eğer öğrenci okula başladıktan sonra aşağıdakilerden birkaçı ile ilgili uzun süreli zorluk yaşarsa derhal bir uzmana başvurmalıdır;
Alfabeyi öğrenmede zorluk.
Ses ve heceleri birleştirmede zorluk.
Yazılanları kopyalamada zorluk.
Yeni kelimeleri öğrenmede zorluk.
Anlatılan bir hikâyeyi tekrarlamada zorluk.
Sayı saymada zorluk.
Yeni öğrenilmiş bilgilerin hatırlanmasında zorluk.
Dikkatini toplamada zorluk.
Bir işten diğerine geçmede zorluk.
Yönerge ve kuralları takipte zorluk.
Yönünü bulmada zorluk. BAŞARISIZ ÖĞRENCİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Daha önce sınava giren ve başarısız olan öğrencilere; başarısızlık sebepleri sorulduğunda, cevaplarının birbirine çok yakın olduğu görülmektedir. Bu cevaplar aslında OKS ve ÖSS’ye hazırlanan bir adayın nelerden uzak durması gerektiğini göstermektedir.
Yanda sıralanan özelliklerden bir veya birkaç tanesine sahip olan adaylar, hemen harekete geçmeli ve kararlı olmalıdır. Potansiyelinizi boşa harcamayın. Sizin gezmek, uyumak, televizyon seyretmek gibi ihtiyaçları tabii ki olacaktır. Ancak; haziran ayına kadar bu istteklerinizi ertelemezseniz kazanmak için bir yıl daha çalışmak zorunda kalacaksınız. Sonuç olarak; bu yıl ya da gelecek yıl fedakarlıkta bulunacaksınız. En iyisi bu fedakarlığı; bir an önce yapıp, hazirandan sonra istediklerini yapma konusunda özgür olmanızdır. Bunun için önce, hayatınızdaki alışkanlıkları (istekleri) önem sırasına koymanız gerekir. İsterseniz bu sıralamayı yapan bir adaya kulak verelim:
“Önce ders çalışmalı ve başarılı olmalıyım. Üniversiteye başladığımda, idealleri olan ve beni geliştirebilecek birçok arkadaş edinirim. Televizyon seyretmek ya da bilgisayarla oynamak yerine eksik konularımı tamamlarsam sınavdan sonra onlara ayıracak bol bol vaktim olacak. Düzenli yaşarsam sağlığımı da korumuş olurum. Başarılı olmak için denenmiş yöntemleri kullanmak, hata yapma ihtimalini azaltır, vakit kaybımı önler. Sınava az kaldı, sabretmeliyim.”
Çalışmak istemeyen öğrenci, kendine göre bahaneler bulabilir. Ancak; ÖSYM bizim bahanelerimize değil, puanımıza bakar.
ORTAK ÖZLLİKLERİ NELER?
* Çalışmak için istek gelmesini bekleme.
* Planlı ve programlı çalışmama.
* Televizyon, bilgisayar ve cep telefonu gibi vazgeçmedikleri alışkanlıklar.
* Üniversiteyi kazanma hedefi olmayan başıboş arkadaşlar.
* Düzensiz yaşam (uyku ve yemek konusundaki düzensizlikler).
* Kaygı düzeyinin düşük olması (OKS ve ÖSS’yi önemsememe).
* Eksik konu ve dersleri tamamlamama.
* Başarılı olmak için mevcut (denenmiş ve başarılı olunmuş) yöntemler yerine kendine has yöntemler geliştirme.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.