banner57

Gadir-i Hum Bayramını kutladılar

İslam tarihinin en önemli günlerinden olan Gadir-i Hum Bayramı, Çerkezköy Ehli Beyt Dergahı ve Karaağaç İmam Ali Camii tarafından ortaklaşa düzenlenen törenle kutlandı.

Gadir-i Hum Bayramını kutladılar

GENİŞ KATILIM SAĞLANDI
Programa Çerkezköy Ehli Beyt Derneği Başkanı Seyyid Sinan Boztepe, Karaağaç İmam Ali Camii Yaptırma Derneği Başkanı Halil Karaduman, Karaağaç İmam Ali Camii Hocası Hüseyin Çubuk, Kapaklı Belediyesi Meclis Üyesi Serkan Genç, Çorlu Kapaklı ve Çerkezköy’den Ehli Beyt dostu katıldı.
TÜM MÜSLÜMANLARI ALAKADAR EDİYOR
Program Kur’an tilavetiyle başlarken programın açılış konuşmasını İmam Ali Camii Hocası Hüseyin Çubuk gerçekleştirdi. Gadir Hum bayramının İslam tarihi içindeki yerine değinen Çubuk, bu bayram sadece bir mezhebin veya zümrenin bayramı olmadığını anlatırken tüm Müslümanları yakından alakadar ettiğini ayet ve hadisler ışığında gelen katılımcılara açıkladı.
VEDA HUTBESİNE DEĞİNDİ
Çubuk’un ardından konuşan Çerkezköy Ehli Beyt Derneği Başkanı ve Dergah Dedesi Seyyid Sinan Boztepe konuşmasında “Hicretin onuncu yılında, Zilhiccet-il Haram ayının on sekizinde (17 Mart 632) Resulullah (s.a.v) vedâ haccından dönerken Gadir-i Hum bölgesinde, Cuhfe ismindeki bir menzilde, Medine, Mısır ve Şam yollarının ayrımında Resûl-i Ekrem’e (s.a.v) şu ayet nazil oldu: “Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevi) yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Bu ayet indikten sonra, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) kervanlara durmalarını ve oracıkta bineklerinden inmelerini emretti. İleridekileri çağırttı, geride kalanlar da gelip yetiştiler. Sonra ashabını, dağılmamaları için oradaki dikenlerin gölgesinde gölgelenmekten alıkoydu, ağaçların dibini de diken, çör-çöpten temizlemelerini buyurduktan sonra halkı salâta (namaza) davet etti. Ashap bir diken ağacının dalları üzerine elbiseler atarak Resûlullah (s.a.v) için bir gölgelik hazırladılar. O hazret ibadetini o yakıcı sıcaklıkta, o cemaatle birlikte yerine getirdikten sonra, hutbe için ayağa kalktı. Deve semerlerinden yapılan yüksekçe bir kürsüye çıkıp; Allah’a hamd-u senâve, insanlara öğüt ve nasihatte bulunduktan sonra şöyle buyurdu: “Yakında ben (ilahî) davete icabet edeceğim; (dünyadan göçüp gideceğim). Ben de, siz de Allah katında sorumluyuz. O gün siz Allah’a ne cevap vereceksiniz?” Oradakiler hep bir ağızdan:  “Senin risaletini tebliğ ettiğine, bize nasihat edip hayrımızı istediğine tanıklık edeceğiz; Allah seni hayırla mükâfatlandırsın!” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûllullah (s.a.v), “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve peygamberi olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ediyor musunuz?” diye sorunca da insanlar: “Evet” dediler. “Bütün bunlara tanıklık ederiz.” Bu defa da, “Benim sesimi duyuyor musunuz?” diye sordu. Buna da; “Evet” cevabını verdiler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:  “Ey insanlar! Ben sizden önce, sizden ayrılacağım ve siz Kevser Havuzu’nun başında bana geleceksiniz. O öyle bir havuzdur ki, genişliği Busrâ’dan San’â’ya kadardır. O havuzun kenarında, gökteki yıldızların sayısınca gümüş kadehler vardır. Ben orada, sizin aranızda emanet bıraktığım iki paha biçilmez şeyi soracağım. O halde benden sonra o iki şeye nasıl davranmanız gerektiğine dikkat edin!” Bu arada halkın içinden biri seslenerek: “Ya Resûllullah! O iki paha biçilmez şey nedir?” diye sordu. Resûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onlardan biri, bir tarafı Allah’ın elinde ve diğer tarafı ise sizin elinizde olan Allah’ın Kitabı’dır. Ona yapışın; sapmayın ve değiştirmeyin; diğeri ise, İtretim (neslim, soyum) olan Ehl-i Beytim’dir. Latif ve her şeyden haberdar olan (Allah), bu ikisinin Kevser Havuzu’nun başında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmayacağını bildirdi. Ben Allah’tan bunu istedim. O halde, o ikisinden öne de geçmeyin, arkaya da kalmayın; yoksa helak olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye kalkışmayın; çünkü onlar sizden daha bilgilidirler” dedi.
HZ. MUHAMMED (s.a.v) DUASINI DİLE GETİRDİ
Boztepe,  “Benim Müminlere kendi nefislerinden daha evla ve üstün olduğumu (onlar üzerinde tasarruf ve yetki sahibi olduğumu) bilmiyor musunuz?” Halk “Evet, ya Resûllullah biliyoruz!” diyince şöyle buyurdu: “Benim her mümine kendi nefsinden daha evla olduğumu bilmiyor musunuz?” Halk yine “Evet, biliyoruz ya Resûllullah!” dediler. Bunun üzerine Resûllullah (s.a.v) Hz. İmam Ali’yi yanına çağırıp kürsüye çıkardı ve elinden tutarak koltuğunun altındaki beyazlık görününceye kadar yukarı kaldırıp şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Allah benim mevlamdır, ben de sizin mevlanızım (Efendinizim). O halde ben kimin mevlası isem, bu Ali de onun mevlasıdır." Allah’ım! Onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol. Ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak. Ona muhabbet edene muhabbet et, ona buğz edene buğz et.” Sonra şöyle buyurdu: “Allah’ım sen de şahid ol.”
“DİN KEMALE ULAŞMIŞTIR”
“Ravi der ki, daha bu ikisi (Resulullah ve Ali) birbirinden ayrılmamıştı ki şu ayet nazil oldu: “Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim.” Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dini mükemmelleştiren, nimetleri tamamlayan, benim risaletimden ve Ali’nin velayetinden hoşnut olan Allah en yücedir” Yakubi kendi tarihinde Medine’de nazil olan ayetlerden bahsederken şöyle yazar: Resulullah’a (s.a.v) nazil olan en son ayet “Bugün size dininizi kemale erdirdim” ayetidir. Bu rivayet sahihtir. Bu ayet, Resûllullah (s.a.v) Gadir-i Hum’da Ali bin Ebu Talib’in velayet ve hilafetini açıkça herkese duyurduktan sonra nazil oldu. Bu törenin ardından Ömer bin Hattab, Hz. İmam Ali’yi görerek şöyle dedi: “Ey Ebu Talib oğlu, ne mutlu sana! Erkek ve kadın her müminin velisi efendisi oldun.” Ve dahi bu ayet ispat etmektedir ki; Hz. İmam Ali’nin halife ilan edilmesi ile “Din kemale ulaşmıştır.” İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Peygamber’e (s.a.v) ömrünün son yılı olan veda haccında “Bugün sizlere dininizi kemale erdirdim” ayeti nazil oldu ve böylece imamet işi dinin kemalinden sayıldı. Farzdan sonra başka bir farz iniyordu. Velayet makamı son farzdı. Aziz ve celil olan Allah “Bugün sizlere dininizi kemale erdirdim” ayetini nazil buyurdu. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyuruyor: “Bundan sonra sizlere bir farz indirmeyeceğim. Sizlere artık farzları kemale erdirdim” dedi.
LOKMA DAĞITILDI
Boztepe “Gadir-i Hum günü, yüce Allah’ın (c.c) emri ile Hz İmam Ali (as) binlerce müslümanın gözü önünde “İmam, Mevla, Veli, Halife” olarak atanmıştır. Ve ashabın çoğunluğu sırasıyla Hz İmam Ali’yi kutlamış ve ona biat etmişlerdir. Kur’an ayetleri, açık hadisler ve tarihi olaya dayanarak Hz. İmam Ali’nin yanında yer alanlara 14 asırdır “Şia/Ali taraftarı” ve “Alevi” ismi verilmiştir.  Biz Alevilerde bugün burada 14 asır evvel verdiğimiz biatı tekrar hatırlamak ve o günü kutlamak için bulunmaktayız. Bayramınızı en kalbi duygularımla kutlarım. Allah (cc) Kur’an ve Ehli Beyt’in şefaatini bizlerden mahrum eylemesin” dedi. Program ilahilerin okunması ardından çocuklara pasta kestirilmesi ve lokma ikramı ile tamamlandı.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.