OKS konusunda yapılan değişiklik de aynen böyle işte. Sınav kalkmadı çoğaldı! Tek bir sınavdan altıncı sınıfta başlamak üzere her yıl sınava geçiş yapıldı. Okulun dershanelerden daha önemli ve etkili olmasını sağlamak gerekçesiyle başarı puanı öne çıkarıldı. Önceden 7. – 8. sınıflarda başlayan dershane maratonu da 4. – 5. sınıflara indi. Okul başarısını yükseltmek amacıyla aileler çocuklarını 4. sınıftan itibaren dershaneye yollamaya, çocuklara daha erken baskı yapmaya ve çocuklar daha erkenden sınav kaygısı yaşamaya itildi. Çoklu zekaya dayalı yeni müfredatın alt yapı eksikleri, çoğu yerde yetersiz ve kimi yerde yanlış uygulamalarıyla oluşan bilgi eksikliğini telafi etmek ve yeni eğitim sisteminin performansa dayalı ölçme sistemiyle sene sonu sınavlarının bilgiye ve test tekniğine dayalı sınavlarını aşabilmek için öğrencilerin dershanelere gitmesi veya özel ders takviyeleri alması neredeyse zorunlu hale getirildi.

Sistem bu olunca da aileler, öğrencileri sınavlarda başarı kazanan öğretmenlerin peşinde koşmaya başladı. Öğretmenler, sistemin sıkıntıları ve velilerin baskısı arasında sıkışmış durumda. Bütün bu olanlardan kazançlı çıkanların kimler olduğunu söylemeye gerek var mı? Yeni yapılan değişiklikle birlikte ortaöğretim kurumları sınavının kalktığı yolundaki söyleme inanan var mı acaba?

Diğer yandan eğer aileler çocuklarına, daha okul öncesi yıllarda sorumluluk kazandırabilir ve okulla birlikte de çalışma alışkanlığı geliştirebilirler ise, aslında başarı kazanmak çok da zor değil. Aileler, çocukları okula başladığında onların yerine ders çalışıp ödev yapmazlarsa tabii ki! Çocuğa dersleri konusunda destek vermek demek onun yerine ders çalışıp ödev yapmak veya başında beklemek değil, yol ve yöntem göstermektir çünkü. İlk yıllardan başlayarak kendi başına ders çalışmayı öğrenemeyen, ödevlerinin sorumluluğunu alamayan, sürekli anne veya babasıyla ders çalışmaya alışan öğrencilerin ileriki yıllarda, yardımsız öğrenmesini beklemek fazla iyimserlik olmaz mı?