Şiddet olaylarında bazen silahlar ve uyuşturucu maddelerin birleşerek işlevde bulunduklarını görebiliyoruz. Alkol kullanımı, madde kullanımı bireyin özdenetimini yitirmesine neden olarak, şiddeti yaratabiliyor. Cinayetlerin ve tecavüzlerin yarısından çoğunda alkol ve madde kullanımının söz konusu olduğu biliniyor. Toplumsal cinsiyet rolleri değişime direniyor. Toplumsal kültürde erkek, gücünü göstermeye özendirilir ki, bunu göstermenin yolu da baskı ve şiddet uygulamaktır. Kadınlar ise, gücünü ortaya koymama üzerine yetiştirilir ki, bunun yolu da edilgen ve sessiz kalmaktır. Şiddetin getirdiği kazanç olarak güç ve kontrol sağlamak kişileri artan biçimde şiddet uygulamaya itiyor.
Ailede ve okulda şiddet görenler şiddet uygulamayı bir sorun çözme yolu olarak algılayıp şiddet uygulayanları model alıyorlar. Daha da önemlisi, evde ve okulda şiddet eğitim aracı olarak kullanılıyor. Yani çocuklara şiddet öğretiliyor! Unutulmamalıdır ki, ŞİDDET ÖĞRENİLMİŞ BİR DAVRANIŞTIR! Yetişkinlerin davranışları çocukların tepki gösterme biçimlerini etkiler. Şiddet içeren davranışlar ve çatışma çözme yöntemleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Yetişkinler çocuklara duyguları ile nasıl baş edebilecekleri konusunda yardımcı olmak zorundadır. Çocuklara, iletişim ve çatışma çözme becerileri, stresle baş etme, arabuluculuk, kızgınlıkla başetme ve öfke kontrolü öğretilmelidir.
Şiddeti engelleme programları tek başlarına etkili olmamaktadır. Okullarda risk gruplarının belirlenerek şiddetsiz iletişim becerilerinin öğretilmesinin yanında eğitimcilerin olumlu disiplin yaklaşımları uygulamasına ihtiyaç vardır. Çocuklara şiddetsiz iletişim konusunda MODEL OLACAK YETİŞKİNLER şimdi, her zamankinden daha önemli! Şiddetten arınmanın mümkün olduğuna inanmak istiyor insan...