Demokrasi halkın kendi seçimiyle kendini yönetmesidir. Birilerinin seçtiğiyle yönetilmesi değildir. Demokrasi halkın iradesidir, liderlerin iradesi değildir. Demokrasi hukukun üstünlüğüdür, ben yaptım oldu değildir. Demokrasi insan haklarının üstünlüğüdür, "Çoğunluk bende, ben böyle istedim, BU BÖYLE BİLİNE” demek değildir. Demokrasi, çoğunluğun azınlığa tahakkümü değil, azınlığın haklarının korunmasıdır. İtirazlara karşı “MARJINNAL GURUPÇUKLAR” deyip onları bertaraf etmek değildir. Demokrasi eşitliktir. Demokrasi kanun karşısında eşitliktir. Kimse dokunulmaz (LA YUSER) değildir. Demokrasi fırsat eşitliğidir, İKTİDARIN işkal yağması değildir. Demokrasi meydan okumak değil, uzlaşmaktır. Demokrasilerde seçme ve seçilme hakkı milletindir, şirketleşmiş partilerin ve onun liderlerinin değildir. Seçme seçilme hakkı liderin eline verilirse ki biz de Kenan Evren yasalarıyla böyledir. O MİLLETİN DEĞİL, LİDERİN VEKİLİ OLUR. Demokrasilerde milletvekil adayları işe alınır gibi mülakatla tespit edilmez, partilerin üyeleri tarafından hakim huzurunda ön seçimle tespit edilir. Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı vardır. (YARGI-YASAMA-YÜRÜTME) Yargı bağımsız ve tarafsızdır. Millet adına karar verir. Hukukun dışında taraf olamaz. Yasama bağımsızdır ve millet adına yasa yapar, birileri istedi diye değil. Yürütme çoğunluğuna dayanarak her istediğini yapan (BAŞBAKAN SENSİN, ASARSIN DA KESERSİN DE) demek değildir. Demokrasilerde yürütme Meclisi ve yargıyı tahakkümü altına alamaz, manipüle edemez. Ama yasama ve yargı yürütmeyi denetler.. Demokrasilerde KAMUOYU baskısı vardır, hata yapan istifa eder. ÇÜNKÜ HALKTAN KORKMAK, HAKTAN KORKMAKTIR. Kim ki “BEN ALLAHTAN BAŞKA KİMSEDEN KORKMAM” derse o demokrat değildir ve ondan korkmak lazım. Böyle durumlar ancak dikta rejimlerde olur. Sandık ve yüzde ellibir her zaman demokrası demek değildir. Eşitlikçi, çoğulcu hukuki alt yapısı oluşmamış sandıklar yüzde ellibirler sözde 'Demokratik diktatörlükleri' oluşturur. Mısır'da, Tunus'ta olduğu gibi. UY SİZ ONA DEMOKRASİ Mİ DEYİSUNUZ? Vaktın birinde Karadenizli İstanbul'a gelmiş, eli cbinde dolaşırken yanından bisikletle geçen kız tretuvara çarpıp, yere düşmüş, bacakları havaya gelmiş. Kızcağız delikanlıya mahçup olmamak için hızla kalkıp ve eteklerini çekip bisikletine atlmış ve; -Gördünmü REFLEKSİMİ? demiş. Bizim uşak da; -UY SİZ ONA REFLEKS Mİ DEYİSUNUZ? demiş. Hizbullaçılar, PKK'lılar kaçtı, gittiler... Adalet ve İçişleri Bakanları, Emniyet Müdürleri hamd olsun yerlerinde... Ankarada Sanayi Sitesi tedbirsizlik ve ruhsatsızlıktan patladı, onlarca insan öldü ama Belediye Başkanı ve Bakanlar hamdolsun yerlerinde…! Fıkra gibi değil mi? Ne diyeceğimizi şaşırdık.