Diyetisyen Burcu Özkan'dan uyarı
Pazartesi günü başlayacak olan Ramazan ayında oruç tutacak vatandaşlara mutlaka sahura kalkmalarını tavsiye eden Özel Çerkezköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Özkan, "Ramazanda gün boyu aç kalınacağı için yatmadan aşırı yemek yerine, sahura kalmak çok daha sağlıklı olacaktır. Sahura kalkılmaz ise yaklaşık 12 saat olan açlık süresi ortalama 18 saate çıkmaktadır. Bu durumda kan şekeri günün daha erken saatlerinde düşmekte ve kişinin veriminin azalmasına yol açmaktadır" dedi.
KİMLER ORUÇ TUTMASIN
"Diyabet, böbrek hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların, sürekli ilaç kullananların, büyüme-gelişme çağındaki çocukların, gebe ve emziren kadınların sağlık açısından oruç tutmaları önerilmemektedir" diyen Dyt. Burcu Özkan, ayrıca Ramazan'da aşırı yemek yerine daha yavaş sindirilen besinlerin tercih edilmesini tavsiye etti.
AŞIRIYA KAÇMAK KİLO SORUNUNU BERABERİNDE GETİRİR
Ramazan ayında oruç dolayısı ile uzun süre aç kalmanın, yemek saatlerinin değişmesinin ve yemeklerde aşırıya kaçmanın birtakım sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Özkan, "Ramazan ayında uzun süre aç kalmak, beslenme şeklinin ve saatlerinin değişmesi, hareketin azalması, yemeklerden hemen sonra yatılması gibi pek çok neden fazla kilo sorununu da beraberinde getiriyor.
TAHIL ÜRÜNLERİ TERCİH EDİLMELİ
Bu nedenle Ramazan ayındaki beslenme şeklinin her zamankinden büyük farklılık göstermemesi gerekir. Bu ayda gün boyunca aç kalınacağı düşünülerek oruç tutanlar kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı tüketimini artırır. Halbuki günlük alınması gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları Ramazan ayında da değişmemektedir. Ramazanda gün boyu aç kalınacağı için aşırı yemek yerine, yavaş sindirilen, kana geçiş hızı düşük (düşük glisemik indeksli) olan esmer tahıl ürünleri, sebze, salata gibi gıdaların tercih edilmesi daha doğrudur" dedi. Kilo sorunu olanların Ramazan ayını fırsat olarak değerlendirdiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Özkan şunları söyledi:
"Kilo problemi olan bazı bireyler Ramazan ayını zayıflamak için fırsat olarak görmekte ve yalnızca iftarda bir şeyler tüketmektedir. Böyle bir beslenme şekli sonrası birey kilo vermek yerine kilo bile alabilir. Bu durum hem fazla hem de hızlı yemek yenilmesine yol açmaktadır. Ayrıca bazal metabolizma hızının yavaşlaması, iftar ve sahur vakitlerinin günün daha az hareket edilen zamanlarına denk gelmesi ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak tatlılara karşı isteğin artması genellikle kişilerin bu dönemde ağırlıklarının artışına neden olmaktadır.
YATARAK ORUÇ TUTMAYIN
Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus ise; fiziksel aktivitenin bu süreç içerisinde azalmasıdır. Özellikle çalışmayan bireyler günlük enerji harcamalarını azaltmak adına geç saatlere kadar uyumaktadır. Her türlü aktiviteden kaçınmak, oruç tutarken fazla acıkmadan rahat bir gün geçirmeyi sağlar. Buna karşılık metabolizma daha da yavaşlar. Eğer ki bu riskli dönem kilo almadan aşılmak isteniyorsa mutlaka günlük aktivite arttırılmalıdır."
Ramazan ayıboyunca yatmadan yemek yerine sahura kalkmanın çok daha sağlıklı olacağına dikkat çeken Dyt. Burcu Özkan açıklamalarını şöyle sürdürdü:
SAHURA MUTLAKA KALKILMALI
"Ramazanda gün boyu aç kalınacağı için yatmadan aşırı yemek yerine, sahura kalmak çok daha sağlıklı olacaktır. Sahura kalkılmaz ise yaklaşık 12 saat olan açlık süresi ortalama 18 saate çıkmaktadır. Bu durumda kan şekeri günün daha erken saatlerinde düşmekte ve kişinin veriminin azalmasına yol açmaktadır.
Oruç tutan kişiler Ramazan ayı sonrasında eski beslenme alışkanlıklarına geri döndüklerinde daha fazla yeme eğiliminde bulunmaktadır. Ramazan ayı süresince özellikle 2. haftadan sonra yavaşlayan metabolizma için, ardından gelen 'Şeker Bayramı' yenilen tatlıların yağ olarak depolandığı riskli bir süreç olarak görülmektedir. Benzer ilkelere bayramda da dikkat edilmesi bu süreci daha sağlıklı bir şekilde geçirmeyi sağlayacaktır.
KİMLER TUTMASIN?
Ancak önemle vurgulamak gerekir ki diyabet, böbrek hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların, sürekli ilaç kullananların, büyüme ve gelişme çağındaki çocukların, gebe ve emziren kadınların sağlık açısından oruç tutmaları önerilmemektedir."
ramazan ayı boyunca beslenmede dikkat edilmesi gereken hususları da belirten Dyt. Burcu Özkan açıklamalarını şöyle tamamladı:
NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
"Sık sık ve azar azar beslenilmelidir (Sahur, iftar ve 2 - 3 ara öğün şeklinde) Besinler çok iyi çiğnenmeli, yavaş yenilmelidir. Mutlaka sahura kalkılmalı ve yemek yemek .yerine hafif bir kahvaltı tercih edilmelidir.
Uzun bir açlık sonrası, iftara mümkünse 1 kase çorba ile başlayarak 10-15 dakika kadar yemeğe ara verilmeli, ardından ana yemeklere devam edilmelidir. İftar ile sahur arasında belirli aralıklarla su ve diğer içeceklerden yeterince içilmelidir.
Daha hafif ve sağlıklı olması için yiyecekler kızartma ve kavurma yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır. Oluşabilecek kabızlığı önlemek için, lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler) tercih edilmelidir. Lokma, tulumba, baklava gibi ağır tatlılar yerine; sütlü, meyveli tatlılar tercih edilmelidir."
"Diyabet, böbrek hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların, sürekli ilaç kullananların, büyüme-gelişme çağındaki çocukların, gebe ve emziren kadınların sağlık açısından oruç tutmaları önerilmemektedir" diyen Dyt. Burcu Özkan, ayrıca Ramazan'da aşırı yemek yerine daha yavaş sindirilen besinlerin tercih edilmesini tavsiye etti.
AŞIRIYA KAÇMAK KİLO SORUNUNU BERABERİNDE GETİRİR
Ramazan ayında oruç dolayısı ile uzun süre aç kalmanın, yemek saatlerinin değişmesinin ve yemeklerde aşırıya kaçmanın birtakım sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Özkan, "Ramazan ayında uzun süre aç kalmak, beslenme şeklinin ve saatlerinin değişmesi, hareketin azalması, yemeklerden hemen sonra yatılması gibi pek çok neden fazla kilo sorununu da beraberinde getiriyor.
TAHIL ÜRÜNLERİ TERCİH EDİLMELİ
Bu nedenle Ramazan ayındaki beslenme şeklinin her zamankinden büyük farklılık göstermemesi gerekir. Bu ayda gün boyunca aç kalınacağı düşünülerek oruç tutanlar kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı tüketimini artırır. Halbuki günlük alınması gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları Ramazan ayında da değişmemektedir. Ramazanda gün boyu aç kalınacağı için aşırı yemek yerine, yavaş sindirilen, kana geçiş hızı düşük (düşük glisemik indeksli) olan esmer tahıl ürünleri, sebze, salata gibi gıdaların tercih edilmesi daha doğrudur" dedi. Kilo sorunu olanların Ramazan ayını fırsat olarak değerlendirdiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Özkan şunları söyledi:
"Kilo problemi olan bazı bireyler Ramazan ayını zayıflamak için fırsat olarak görmekte ve yalnızca iftarda bir şeyler tüketmektedir. Böyle bir beslenme şekli sonrası birey kilo vermek yerine kilo bile alabilir. Bu durum hem fazla hem de hızlı yemek yenilmesine yol açmaktadır. Ayrıca bazal metabolizma hızının yavaşlaması, iftar ve sahur vakitlerinin günün daha az hareket edilen zamanlarına denk gelmesi ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak tatlılara karşı isteğin artması genellikle kişilerin bu dönemde ağırlıklarının artışına neden olmaktadır.
YATARAK ORUÇ TUTMAYIN
Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus ise; fiziksel aktivitenin bu süreç içerisinde azalmasıdır. Özellikle çalışmayan bireyler günlük enerji harcamalarını azaltmak adına geç saatlere kadar uyumaktadır. Her türlü aktiviteden kaçınmak, oruç tutarken fazla acıkmadan rahat bir gün geçirmeyi sağlar. Buna karşılık metabolizma daha da yavaşlar. Eğer ki bu riskli dönem kilo almadan aşılmak isteniyorsa mutlaka günlük aktivite arttırılmalıdır."
Ramazan ayıboyunca yatmadan yemek yerine sahura kalkmanın çok daha sağlıklı olacağına dikkat çeken Dyt. Burcu Özkan açıklamalarını şöyle sürdürdü:
SAHURA MUTLAKA KALKILMALI
"Ramazanda gün boyu aç kalınacağı için yatmadan aşırı yemek yerine, sahura kalmak çok daha sağlıklı olacaktır. Sahura kalkılmaz ise yaklaşık 12 saat olan açlık süresi ortalama 18 saate çıkmaktadır. Bu durumda kan şekeri günün daha erken saatlerinde düşmekte ve kişinin veriminin azalmasına yol açmaktadır.
Oruç tutan kişiler Ramazan ayı sonrasında eski beslenme alışkanlıklarına geri döndüklerinde daha fazla yeme eğiliminde bulunmaktadır. Ramazan ayı süresince özellikle 2. haftadan sonra yavaşlayan metabolizma için, ardından gelen 'Şeker Bayramı' yenilen tatlıların yağ olarak depolandığı riskli bir süreç olarak görülmektedir. Benzer ilkelere bayramda da dikkat edilmesi bu süreci daha sağlıklı bir şekilde geçirmeyi sağlayacaktır.
KİMLER TUTMASIN?
Ancak önemle vurgulamak gerekir ki diyabet, böbrek hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların, sürekli ilaç kullananların, büyüme ve gelişme çağındaki çocukların, gebe ve emziren kadınların sağlık açısından oruç tutmaları önerilmemektedir."
ramazan ayı boyunca beslenmede dikkat edilmesi gereken hususları da belirten Dyt. Burcu Özkan açıklamalarını şöyle tamamladı:
NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
"Sık sık ve azar azar beslenilmelidir (Sahur, iftar ve 2 - 3 ara öğün şeklinde) Besinler çok iyi çiğnenmeli, yavaş yenilmelidir. Mutlaka sahura kalkılmalı ve yemek yemek .yerine hafif bir kahvaltı tercih edilmelidir.
Uzun bir açlık sonrası, iftara mümkünse 1 kase çorba ile başlayarak 10-15 dakika kadar yemeğe ara verilmeli, ardından ana yemeklere devam edilmelidir. İftar ile sahur arasında belirli aralıklarla su ve diğer içeceklerden yeterince içilmelidir.
Daha hafif ve sağlıklı olması için yiyecekler kızartma ve kavurma yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır. Oluşabilecek kabızlığı önlemek için, lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler) tercih edilmelidir. Lokma, tulumba, baklava gibi ağır tatlılar yerine; sütlü, meyveli tatlılar tercih edilmelidir."
