Bilincimiz,bakış açımız genişledikçe mutluluğu algılayışımız da değişiyor.Bir çok kişi için mutluluk farklı anlamlar ifade edebilir.Polonyalı şair ve yazar Jerzy Lec (1909-1966) bir sözünde şöyle der.’ Ne yazık ki mutluluk ona giden yolda bulunmuyor’. Bir hayat tarifinde olduğu gibi; biz başka planlar yaparken akıp giden zamanda sıkışıp kalıyor.
Uzaklarda,yakında aradığımız, çok satan kitaplarda okuma mecburiyetinde olduğumuz mutluluk.Sabahleyin uyandığımızda; doğa yepyeni günle karşılar. Her gün bir öncekinden farklıdır çoğumuza öyle görünmese dahi.Eğer sabahleyin dünyaya zevkle uyanabiliyorsak, sıcak bir ekmeğin kokusunu,tadını alabiliyorsak,yüzümüze vurduğumuz ilk avuç sudan sonra günaydın diyebiliyorsak kendimize ne mutlu.
Evet ,aslında ne kadar çok şey yüklüyoruz mutluluğa.Hayat olması gereken gibi akıyor.Geleceği bilemiyoruz.Düşlerimiz doğrultusunda beklentiler içindeyiz.Sadece sıcaklık ve hoşnutluk üzerine bir şey yok.Zamanda herşeyi bulabiliyoruz.Bir bardak sıcak çay ile heyecanla okuduğumuz kitapta,gülümsemede, serçenin sevincinde… ve aklınıza üşüşen nice anlar vardır mutluluğa dair.
‘Eğer mutluluğu tanımıyorsan o da sana merhaba demez; hayatın yollarında bin kez karşılaş san bile ne sen onu tanırsın ne de o sana selam verir.Mutluluğu tanıyacaksın.Kim bilir, belki evin bahçesinde büyüyen çam ağacıdır mutluluk; belki de sokağın köşesinde boy atan akasyadır.Bahçede çam yoksa, sokakta akasya salınmıyorsa, o zaman da pencereden görünen avuç içi kadar denizdir.Pencereden deniz görünmüyorsa, sokağa bak.Sokakta oynayan çocuk yok mu? Varsa adı mutluluktur.Ya yoksa ? O zaman belki de bir kedidir soğuk kış gününde camdan bakan’ ( Yediiklim Eğitim Serisinden)