DÜŞMAN ÇİZMESİ ALTINDAKİ EDİRNE

Şükrü Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında birçok önemli kumandanlıklarda bulunmuş ve 1912–1913 Balkan Savaşı’nda "Edirne Müdafaası" ile ün kazanmıştır.

DÜŞMAN ÇİZMESİ ALTINDAKİ EDİRNE
05 Haziran 2008 Perşembe 00:00

1912 Ekim’inde büyük felâketin habercisi olan Balkan Savaşı başladı. 19. yüzyıl içinde bağımsızlıklarını ilân eden Balkan milletleri el ele vererek Osmanlı Devleti’ne ait olan her şeyi yok etmeye başladılar.Yüzyıllar önce medeniyetle tanıştırdıkları milletler tarafından katliamlara maruz kalan Rumeli Türkleri(Evlad-ı Fatihan) ise, can derdiyle Anadolu yollarına düştü.

Düşman orduları Çatalca’ya kadar ilerledi ve gözünü İstanbul’a dikti. Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki toprakları çoktan paylaşılmıştı. Bozgun üstüne bozgunların yaşandığı böyle bir zamanda Edirne’yi savunma görevi, Mehmet Şükrü Paşa’nındı. Şükrü Paşa’ya verilen yazılı emirde, Edirne’nin olası bir kuşatma halinde, yalnız kırk gün savunulması istenmişti. Oysa Şükrü Paşa burada 5 ay 5 gün direndi.

Yokluk ve sefaletin kol gezdiği, yiyecek olarak sadece süpürge tohumlarının kaldığı, cephanenin bittiği o günlerde Şükrü Paşa, hiçbir yardım göremediğinden, 26 Mart 1913 Çarşamba günü öğle üzeri, Bulgar başkumandanına bir zâbit (subay) göndererek teslim olacağını bildirdi. Kahraman Şükrü Paşa, usûlen, kılıcını Bulgar başkumandanına teslim etti. Esir edilen Şükrü Paşa ve kurmay heyetiyle diğer subaylar, 29 Mart 1913’te trenle Filibe ve Sofya’ya sevk edildiler. Bulgarlar tarafından esir edilen 28.500 asker de toplanarak hapsedildi. Bu kahramanlar, burada bir ay kadar, açlıktan ağaç kabukları yiyerek, sefalet ve zulüm altında kolera ve dizanteriden inleye inleye, bile bile ölüme terk edildiler. Bu arada, Edirne halkına Bulgarlar tarafından akla gelmedik işkenceler yapıldı. Kadınlara-kızlara tecavüz edildi.Tecavüz edilen Türk kadınlarının karınları kesilerek eşlerinin başları karnının içine koyuldu ve dikildi.Bu zulüm ve vahşet sırasında, bir ay içinde binlerce ev tahrip edildi.Bu durumu tespit eden bazı tarafsız batılı ülkeler, Bulgar zulmünün medeniyet ve insanlık için yüz karası olduğunu ifade ettiler.

Şükrü Paşa’nın Edirne’de imkansızlıklar içinde yapmış olduğu savunma, o dönem adeta bir ümit adacığı teşkil etti. Çünkü savaşın ilk günlerinden itibaren bütün cephelerden bozgun haberleri gelirken, teslim olmayan, bozguna uğramayan sadece Edirne vardı. Bu direniş milletin mücadele azminin canlı kalmasını sağladı, imkansızlıklar içinde de bir şeylerin yapılabileceğini gösterdi.

Şükrü Paşa ata yadigarı eserlerin zarar görmemesi için teslim olup esir olsa da, birkaç ay sonra II. Balkan Savaşı’yla Meriç nehrine kadar olan topraklar geri alındı. Düşmanlarını bile hayrete düşüren bu büyük kumandanı, Bulgar Kralı ayakta karşılamış, özür dileyerek kılıcını iade etmişti. Fransızlar ise hayranlıklarının ifadesi olarak Şükrü Paşa’ya şeref kılıcı ve içinde binlerce imza bulunan altın bir kitap hediye ettiler.

Balkan Savaşları sırasında 5 ay 5 gün sefalet içinde askerleriyle düşman kuvvetlerine direnen Şükrü Paşa’yı gelin yakından tanıyalım.

Şükrü Paşa,1857'de Erzurum'da doğmuştur.Daha çocukken askerliğe büyük ilgi duyarak Erzincan Askeri İdadisi'nde öğrenimine başlamış, fakat babasının ölümünden sonra annesinin tekrar evlenmesi üzerine hayata küsmüş,1879 yılında Topçu Teğmeni olarak Harbiye'den mezun olmuştur.

1893 tarihinde 36 yaşında iken Tuğgeneralliğe yükselmiştir.Almanca, İngilizce ve Fransızca lisanlarını iyi bilen Şükrü Paşa, Harbiye ve Darüşşafaka mekteplerinde Matematik öğretmenliği de yapmıştır. Büyük Türk matematikçisi Salih Zeki, Şükrü Paşa'nın yetiştirdiği öğrencilerinden biridir.

Şükrü Paşa dürüst, fakat çok sert ve cesur bir asker olarak üst makamlara karşı bildiklerini çekinmeden söylemeyi vatan borcu olarak düşündüğünden, bir gün zamanın padişahı II. Abdülhamid'den bir tokat yemiş, siyaset ile hiç meşgul olmamış, hatta asker olarak bundan şiddetle nefret etmiş olan Şükrü Paşa, 1912–1913 Balkan Savaşı’nda ‘’Edirne Müstahkem Mevkii’’nde yaptığı kahramanca savunma sırasında Orgeneralliğe kadar yükseltilmiştir.

Şükrü Paşa, Edirne savunmasında sürdürdüğü bedeni sefalet hayatı sonucunda yakalandığı siyatik hastalığının tedavisi için gittiği Bursa kaplıcalarında zatürreye yakalanmış ve İstanbul'a dönüşünde, 5 Haziran 1916 tarihinde evinde vefat etmiştir.

Hayatının son döneminde çeşitli sıkıntılar yaşayan Şükrü Paşa’nın, değeri ölünce anlaşılmıştır. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki müttefikleri olan Alman, Avusturya ve Bulgar kıt’alarının da katıldığı ve organize ettiği bir cenaze töreniyle Şükrü Paşa’nın naaşı, zamanın Padişahı Sultan V. Mehmet Reşat tarafından yaptırılan, Merkez Efendi Mezarlığı’na defnedildi. Şükrü Paşa’nın Edirne’deki anıtı 27 Temmuz 1998’de açıldı. Şükrü Paşa’nın Merkez Efendi Mezarlığı’ndaki naaşı açılıştan üç gün önce (24 Temmuz 1998) alınarak Edirne’deki anıt mezara konuldu. Böylece 85 yıllık ayrılıktan sonra Şükrü Paşa ve Edirne tekrar buluştu.

Ruhu şad olsun!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.