İlk tören Neşe Hanım’ın ziyaret edilmesiyle başladı.”Neşe Hanım da kim?” demeyin.Neşe Hanım Türkiye’de kadın sorunu ve kadın hakları denilince ilk akla gelen şahsiyettir.Yıllardan beri saçlarındaki kepek sorunu bir türlü çözülememiş, tüm zaman yönetimlerinin verdiği sözler ve çabalar Neşe Hanım’ın saçlarındaki kepek sorununu çözmeye yetmemiştir.

Çağdaş kadın örgütlerinin öncülüğünde yapılan bütün testler ve klinik deneyler sonucunda Neşe’nin kafasındaki kepeğin nasıl son bulacağına bir türlü karar verilememiştir.Yıllardır kafasındaki kepeklerle umutsuzca bekleyen Neşe Hanım, önce kafasına DDT dökmüş, zehirlenme belirtisiyle de hastaneye kaldırılmıştı. Kepek sorununun hiç kimse tarafından ciddiye alınmadığını anlayan Neşe, hasta bakıcıları atlatarak soluğu en yakın berber dükkanında almış.

Ve berber dükkanından içeriye adımını atarken şu ünlü vecizeyi dile getirmiştir

“ İkisini de kısa kes! ”

Berberin şaşkın bakışları arasında “şaçı ve lafı” diyerek berber koltuğuna oturmuş ve saçlarını sıfıra vurdurmuştur.İşte bu olay tarihte bize “Neşe Olayı” diye yanlış, yarım yamalak aktarılan “KEL NEŞE OLAYI” nın aslı budur.

Aslında ülkemizde kadın sorunu diye bir şey yoktur. Bu ülkede kadın da yoktur.O kadın gibi görünenler de uzaydan gelmiştir .Bir kaç ufak(!) problem olsa bile onu da bir kaç düzine karanfil, birkaç tane çelenk, üç beş tane şiirle çözecek kadar da pratik ve zeki beyinlere sahibiz.

Kadın sorunu diye bize yutturulmaya çalışılan şeylerin hepsi Neşe ve annesinin başının altından çıkmıştır. Neşe’nin annesi merhum Ayşe teyze de yıllar önce “Ne olacak benim bu çamaşır suyundan yırtılan beyazlarımın hali!” diyerek elinde beyaz bir bez parçası köy delisi gibi o şehir senin bu kasaba benim dolaşmıştır.

Yukarıda bahsedilen Neşe ve Ayşe’nin TV ekranlarında söz konusu iki ürünün pazarlanmasında kapitalizmin tüketim toplumunda kadının nasıl bir meta olarak kullanıldığıdır.(Patt!Çatt!Gümmm!Politika yapma pis bozguncu!Kadınla kapitalizmin ne alakası var, almazsan sözlerini geri veririm sana şehir elektriğini!)

Pardon!Bu cici mi cici ekonomik ahenk içinde pempe pembe yaşarken Manukyan (merhum genelev patronu) gibilerin, kimleri nasıl satarak, nasıl vergi rekortmeni olduğunu, bu satışa hangi sistemin olanak sağladığını bilmeyen yoktur.(Çarpıtma konuyu, politika yapma bak, çeviririm manyetonun kolunu…)

İlkel, köleci, feodal toplumdan kapitalizme ve emperyalizme evrilen süreçte emek-sermaye çelişkisi, vahşi kapitalizm koşullarında kadının üretim ilişkisi içerisinde …(Tak, tak, tak…Ne yapalım kendi hak etti.O kadar da uyardık, “seni aşan büyük konuları konuşma” diye ama dinlemedi. “Sana ne kadından, kapitalizmden.Neyse, kimseye görünmeden gömün.Korkmayın, korktu, kaçıyordu vurduk deriz”)