YURT KLASİKLERİ

Evet, son hazırlıklar da bittikten sonra… Nerede liste nerede? Şu son kontrolleri yapalım.(Gören de bu adam tatile çıkmıyor da gümrükte mesaiye kalmış zanneder!)

YURT KLASİKLERİ
04 Eylül 2008 Perşembe 00:00

Adam elindeki listeye bakıp hem soruyor, hem de kendisi yanıtlıyordu:

-Otobüs firmasıyla görüşüldü mü?Evet.

-Kitaplar?Tamam.

-Pijama takımım?O da tamam.

-Cep telefonunun dolum adaptörü nerede?Ha!O da tamam.

-Hediyelik eşyalar?Tamam.

-En önemlisi elektrik?O da tamam.

-Tüpün vanasını aşağı indirdin mi acaba?Evet, o da inmiş.

-Off offf!En önemlisi; suyu kesmedim ya diyerek apartman arasındaki küçük kapıyı açıp sertleşmiş vanayı sola doğru çevirdi.

-Anahtarım, anahtarım!Küçük bir panikten sonra anahtarı da çevirdi ve kapıyı kilitledi.

Burnu çok iyi koku alıyordu. Kilitli kapıya burnunu dayadı ve koklamaya başladı.Bir şeylerin altını açık mı bırakmıştı?İyi de her şeyin altını üstünü, sağını solunu kapattım diye hem içinden geçiriyor hem de az önce çevirdiği anahtarı bu kez ters yönde hızlı hızlı çevirmeye çalışıyordu.

Kapıyı açtı, salondan sesler geliyordu.

Tabi ya!TV’nin kumandasından akşam saat ayarı yapmıştım, kendi kendine açılmış.İyi de ben sigortaları indirdim, ne oluyor yahu! Bismillahirrahmanirrahim diye üç defa belli belirsiz tekrarladı ve yüzünü TV ekranına tam olarak döndü. Döndü ve öylece kaldı.Ekranda duman ve alev görüntüsü vardı.Ortalığı müthiş bir yanmış yeşil ağaç kokusu kapladı.

Ekranın ortasında yuvarlak yüzü isle kaplanmış yaşlı bir teyze: “Kurtar oğlum, yanıyorum! Hayvanlarım, traktör…Hepsi yanıyor…Birkaç dakika sonra yanmış ağaç kokusuna tüp gaz kokusu da karıştı.Adam, TV’nin ekranı karşısında şoka girmiş vaziyetteydi.

Hem titriyor hem de terliyordu.Tüp gaz, gaz kokusu diyerek mutfağa fırladı.Balkona çıkıp tüpe baktı, tüp kapalıydı.

“Bu koku nereden geliyor yahu, yoksa apartmana kaçak Kur’an kursu mu açtılar? Off Allah’ım ben neler söylüyorum!” diye de kendi kendine sitem etmeyi unutmadı.

Tekrar salona koştu.TV’nin ekran camını uzaktan fırlattığı çekiçle kırıp önce başını sonra da iri gövdesini televizyonun içine soktu.

-Dayan teyze, geliyorum.Seni kurtaracağım.

Bir korku filmini andıran simsiyah ve közlenmiş orman kalıntısının arasında zorlukla ilerliyordu.Arkasından cılız bir el dokundu omzuna.

-Ben artık öldüm oğul!Sen git çocuklara yetiş, onları kurtar!

-Çocuk mu?Çocuklar nerede?

-Şu ileriki tepeyi aşınca görürsün.

Tepeye doğru yanmış ağaç parçalarını, eline aldığı yanmamış başka bir ağaç yardımıyla kendine yol açarak ilerliyordu.Tepeyi aştı, binayı gördü.Bu ana kadar kendisini hiç yalnız bırakmayan gaz kokusu da burnuna daha yoğun gelmeye başladı.

“Kaçak var,” dedi.Binaya daldı.Bir an önce pencereleri açıp, evde rüzgar dolaşımını sağlaması gerekiyordu.

Küçük bir kız gözlerini ovuşturarak yanından geçti.

“Arkadaşların nerede?” diye kıza sordu. Kızın eli kapının yanındaki elektrik düğmesine gitti…

“Dur, yapma!……Boooommmmmm!

Tanrı ruhları bir masaya dizip:” sizi ne olarak can vermemi (yaratmamı) istersiniz?” diye sorarmış.Yine böyle günlerin birinde: ”Ağaç, insan, çocuk… Ne olmak istersiniz? diye sorunca, masaya dizilmiş ruhların biraz geriye çekildiklerini görmüş.

“Ne oldu?Sizi yaratmamı istemiyor musunuz?” diye sormuş.

Hep bir ağızdan: “Hayır.” demiş ruhlar.

Tanrı: “Neden?” diye eklemiş.

Ruhlar yanıt vermiş:

“Ağaç olmak da zor bu dünyada, çocuk olmakta…”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.