"Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir" M.Emin Yurdakul

Halkın kendi kendini yönettiği rejimdir demokrasi. İlk karar da son karar da onundur. Yani patron odur. Yani halk tır patron. Yöneticileri o belirler. Yönetim giderleri halkın vergi adında belirlediği fondan karşılanır. Yöneticiler halkın önünde takla atma zorunluluğun da olmasalar bile,yönetim sorumluluğuna bağlı olarak işlerini ehliyetle eksiksiz yerine getirmek zorundadırlar. Ve bu nedenle sorumludurlar. Kimin sorumluluğu altındaki bir kurumda ihmal kusur kast nedenleriyle bir hukuksuzluk doğmuş ise o kişi , başbakan ,bakan ,müsteşar ,genel müdür yada kim olur öncelikle istifa eder . Çünkü, o kurumu, yeterince koordine edememiş ve yönetememiştir. Bütün gerçek demokratik ülkelerde sistem böyle çalışır. Çünkü demokrasi öncelikle halktan utanma rejimidir. Okullardaki skandallarda, milli eğitim bakanının kılı kıpırdamıyorsa, Ceza evindeki çocuk istismarında adalet bakanı yerinde duruyorsa, Köprülerin yıkıldığı, trenlerin çarpıştığı ,onlarca canın telef olduğunda, ulaştırma bakanı koltuğuna sıkıca kenetleniyorsa, İçişleri bakanı halka takla attırıyorsa ; Orada halktan arlanma, utanma duygusu olabilir mi? Halktan utanmıyanın Allahtan korkusu da olmaz. Hele , hele “ben Allahtan başka kimseden korkmam çekinmem” diyen yönetici varsa, Orada demokrasi yoktur. Olsa ,olsa orada otokrasi vardır. “Seçimleri görmüyor musun “? diyenlere: “Demek ki halkımız takla attıran yönetici seviyor utangaç yönetici sevmiyor.” Demekten başka çarem kalmıyor.