SAMSUN’DAN DOĞAN ÖZGÜRLÜK RUHU


Nurhan Acar Azkın

Nurhan Acar Azkın

20 Mayıs 2014, 17:02

Bugün yüce önderimiz Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Milli Mücadele ateşini yakışının 95. yıldönümü. Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nızı bu duygu ve düşünce yoğunluğu ile gönülden kutluyor, başta M.Kemal ve silah arkadaşları olmak üzere Kurtuluş Savaşı’mızın yüce kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyorum.

19 Mayıs1919 tarihinde başlatılan savaş, sadece “Ata Yurdu” denilen ülkeyi ele geçirmek, aralarında paylaşmak isteyen sömürgecilere karşı yürütülecek bir savaş değildir. Onlarla birlikte onların ülkedeki işbirlikçilerine, millî mücadele ve tam bağımsızlık savaşı boyunca bütün toplumsal, kültürel, ekonomik engellere ve bu engellerin güçlü kesim ve kişilerine karşı yürütülecek bir savaştır.

19 Mayıs 1919 tarihi, Türk milletinin tarihinde bir büyük geleceğin ve inkılâbın ilk adımı ve başlangıcı olması münasebetiyle bayramlaşarak ölümsüzleşmiştir. 19 Mayıs 1919, Şark Meselesi adı altında yok edilmek istenen Türk milletinin âdeta yeniden var oluş destanının yazılmaya başlandığı bir tarihtir. Bu tarih, Millî Mücadeleyi, millî bağımsızlığa dönüştüren, geri kalmışlığı, sömürüyü, bağımlılığı
kıran, Türk milletini tam anlamıyla bağımsızlaştırma, geliştirme, çağdaşlaştırma ve demokratikleştirmeye sevk edecek olan sürecin bir başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal’in milletine güvenerek, inanarak yapacağı işleri “millî bir sır” gibi saklayarak; inanç ve düşüncelerini safha safha gerçekleştirmek kararıyla göreve atıldığı gündür. 19 Mayıs 1919, yıkılan, çok unsurlu bir imparatorluktan yeni, millî bir Türk devletinin hayat bulacağı eşsiz bir tarihtir.
Milli Mücadele veya İstiklal Savaşımızın başlangıcı olan bu güne nasıl gelindiğine değinmek gerekirse,

M.Kemal, demokratik ve yasal yollardan, ulusal birliği ve bağımsızlığı amaçlayan bir hükümette etkin bir görev alarak Osmanlı devletinin yazgısını değiştirmeye çalıştığı halde olaylar düşündüğü gibi gelişmemiştir. Mebuslar Meclisinin 21 Aralık l9l8’de kapatılmış olması artık yasal düzeyde mücadele vermek imkanının kalmadığını göstermişti.

16 Mayıs 1919’a kadar burada arkadaşlarıyla görüşmelerini sürdürerek meşru zeminde
ülkenin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarılması için çaba harcamıştır. İstanbul’da bir şey yapılamayacağını anlayınca Anadolu’ya geçmek için uygun fırsatı beklemeye başladı. Yakın arkadaşlarının yardımı ve akıllıca kurduğu iyi ilişkiler sonucunda 9. Ordu Müfettişliği’ne atanan Mustafa Kemal, oldukça geniş bir bölgedeki bütün askeri ve mülki makamlara emir verebilme yetkisiyle donatılmış ve 16 Mayıs 1919’da Samsun’a hareket etmiştir.

Makedonya’daki genç subaylık günlerinden başlayarak birlikte hareket eden ve Mustafa Kemal’in liderliğini benimsemiş olan grup, İstanbul’da bir araya gelerek görüş birliğine varmıştır. Bu çekirdek kadro –Mustafa Kemal, Rauf (Orbay), Ali Fethi (Okyar), Kazım Karabekir, Ali Fuat (Cebesoy), sonradan katılan İsmet (İnönü) den oluşuyordu – gelecekle ilgili kesin kararlar almaya yönelmiştir. Ülkenin içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulması İstanbul’daki hükümet kadrolarıyla mümkün olmadığından çözüm Anadolu’da olacaktır. Bu yolda ilk girişim Kazım Karabekir’den gelmiş ve Kazım Karabekir Erzurum’daki 15. Kolorduya, Ali Fuat Paşa da Ankara’daki 20. Kolorduya atanmışlardır.

Bir taktik adamı olan Mustafa Kemal zamanın ve koşulların olgunlaşmasını beklemiş, gerekli hazırlıkları yapmış ve arkadaşlarını Anadolu’ya geçirmiştir. Nihayet kendisi de: “ Anadolu içine girmek, bir müddet isimsiz çalıştıktan sonra, bütün Türk milletine felaketi haber vermek” amacıyla, Anadolu’ya geçme yollarını aramaya başlamıştır. Geniş yetkilerle Anadolu’ya geçme fırsatı 21 Nisan 1919 günü Calthorpe’un hükümete verdiği nota ile çıkmıştır. Karadeniz bölgesinde, Samsun, Vezirköprü, Merzifon ve dolaylarında Rum Pontus çetelerinin İslam ahaliye saldırıları daha da artmış, fakat İtilaf Devletleri durumu tam tersinden almışlar ve bölgede meydana gelen olayların sebebi olarak Türklerin, Hıristiyanlara karşı saldırılarını göstermişlerdir. Oysa Rumlar Pontus Cumhuriyeti’ni kurmaya kararlıydılar. Bölgede nüfus çoğunluğunu sağlayabilmek için Rusya’dan ve başka bölgelerden göçmen getirmeye başlamışlar, bir yandan da yerli Rumları silahlandırarak Türk köylerine saldırtmışlardır.

İngilizler, bölgedeki etnik çatışmaların durdurulmasını, Erzurum, Erzincan, Bayburt ve
Sivas bölgelerinde bir dizi şuralar kurulduğunu ve bunların hemen önlenmesini istemiş, aksi
halde kendilerinin bölgeye müdahale edeceklerini bildirmişlerdir. Bunun üzerine hükümet
Samsun yöresinde durumu yerinde inceleyip gereken önlemleri almak ihtiyacını duymuş ve
bölgeye güvenilir birisinin gönderilmesi için harekete geçmiştir.

Damat Ferit Paşa kabinesi o bölgeye değerli fakat kendi isteklerine göre davranacak bir komutanın gönderilmesinin daha doğru olduğunu düşünmüştür. O günkü bazı politika adamları da her ne surette olursa olsun Mustafa Kemal’in İstanbul’dan uzaklaştırılmasında kendi hesaplarına yarar görmüşlerdir. Padişah ve hükümet, dürüst, güvenilir ve iyi bir asker olduğu bilinen ve İttihatçılarla arası açık olan Mustafa Kemal’i 30 Nisan l9l9’da 9. Ordu Müfettişliğine tayin etmeyi uygun bulmuştur. Mustafa Kemal’e görevi sırasında bütün askeri ve sivil makamlara emretme yetkisi de verilmiştir. Mustafa Kemal bu görevi Anadolu’ya geçmek için büyük bir fırsat saymış, Yunanlıların İzmir’e asker çıkartmasından bir gün sonra güvendiği 18 subay ile Bandırma vapuruyla Samsun’a hareket etmiştir. 19 Mayıs 1919 günü karaya ayak bastığı Samsun’da büyük bir ilgi ile karşılanan Mustafa Kemal, bölgedeki durumu inceledikten sonra 20 ve 22 Mayıs’ta hükümete yolladığı telgraflarda: “İzmir’in haksız işgalinin ordu ve milleti içten yaraladığını, bu tecavüzü kabul edemeyeceklerini, İngilizlerin bu bölgeye haksız olarak asker çıkarmış olduklarını” belirtmiştir. Onu ilgilendiren yalnız Pontus sorunları değil, tüm ülkenin geleceğidir. Bu raporlarda sadece müfettişlik alanı ile ilgili meselelere değinmekle kalmamış, bütün ülkenin içinde bulunduğu durumu tahlil etmiştir.


Bu durumdan rahatsız olan İstanbul Hükümeti Savaş Bakanlığı (Harbiye Nezâreti) tarafından bu isteğe uyularak Mustafa Kemal’in en kısa zamanda İstanbul’a dönmesi emredilir. Fakat Mustafa Kemal, azledildiğine dair telgrafı almadan müfettişlik görevi ve ordudan istifa ettiğini bildirir. Mustafa Kemal, daha sonra bu durumu şu sözleriyle ifade eder: “ Ben 1919 senesi Mayıs ayı içinde Samsun’a çıktığım gün elimde hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek yola çıktım.”

Atatürk, Nutuk’ta “1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk, genel savaşta yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, Büyük harbin uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir halde…”Kısa bir süre sonra her taraftan sevgi ve bağlılık mesajları gelir. Kâzım Karabekir, bizzat gelerek, “üniformanızı çıkarsanız da mukaddesatım üzerine söz veriyorum ki, size üstüm olduğunuz zamandan daha bağlı kalacağım paşam” demiştir.

Halkın ve ordunun bir an önce teşkilatlandırılması zorunlu hale geldiğini gören Mustafa Kemal, Samsun’un İngiliz işgalinde ve kıyıda bulunmasının yanı sıra, civardaki Rum
çetelerinin faaliyetlerini de göz önüne alarak, karargahını daha emniyetli bir yere naklini uygun bulmuş ve 25 Mayıs’ta Havza’ya hareket etmiştir.

19 Mayıs 1919’da ateşlenen Milli Mücadele hareketi, ulusal bağımsızlığı eyleme dönüştürerek, geri kalmışlığı, sömürüyü yok ederek, tam bağımsızlık, çağdaşlaşma ve demokratikleşme amacıyla başlatılmıştır. 19 Mayıs 1919 tarihinde başlatılan savaş, sadece “Ata Yurdu” denilen ülkeyi ele geçirmek, aralarında paylaşmak isteyen sömürgecilere karşı yürütülecek bir savaş değildir. Onlarla birlikte onların ülkedeki işbirlikçilerine, millî mücadele ve tam bağımsızlık savaşı boyunca bütün toplumsal, kültürel, ekonomik engellere ve bu engellerin güçlü kesim ve kişilerine karşı yürütülecek bir savaştır. 19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal’in milletine güvenerek, inanarak yapacağı işleri “millî bir sır” gibi saklayarak; inanç ve düşüncelerini safha safha gerçekleştirmek kararıyla göreve atıldığı gündür. 19 Mayıs 1919, yıkılan, çok unsurlu bir imparatorluktan yeni, ulusal bir Türk devletinin hayat bulacağı çok önemli bir tarihtir.

Ulusların geçmişlerinde, onların kaderlerini değiştiren, geleceklerini aydınlatan, toplumu bütünüyle kavrayarak köklü bir değişim ve gelişime, yeni bir yapı ve oluşuma yönelten önemli olaylar ve tarihler vardır. Bu tarihler ve olaylar eğer, bir büyük inkılâbın, parlak geleceğin hareket noktası, başlangıcı olabilmişlerse, gittikçe önem kazanarak bayramlaşır ve kalıcı hale gelirler. Millî Mücadele içerisinde 19 Mayıs 1919, büyük inkılâbın ilk adımı olması nedeniyle, 1938’de “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edilmiş ve Türk gençliğine armağan edilmiştir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.